Bienvenue dans le monde de la permaculture en Turquie!

 

 

(09.10.2018)

           Okul Çalışma Komisyonu Toplantısı

2018-2019 Okul Çevre Çalışma Komisyonu toplantısı, Okul Müdürümüz, M.Ducrot başkanlığında gerçekleşmiştir.

Komisyon, Okul Müdürü, Türk Müdür Başyardımcısı, Çevre Kulübü danışman öğretmeni, Çevre Kulübü başkanı ve Sınıf Çevre Temsilcilerinden oluşmaktadır.

Okul Müdürümüz öğrencilere, çevreyi temiz tutmanın önemini, doğal kaynakları bilinçli kullanmanın gelecek açısından gerekliliğini, bitki ve hayvanlara korumanın tüm canlılara duyarlı olmayı sağlayacağını, geri dönüşüm faaliyetlerine önem vermenin  sürdürülebilir temiz bir çevre ve gelecek için önemini vurgulamıştır.

Tüm bu konularla ilgili uygulanmak üzere kararlar alınmıştır.

Çevre temsilcileri alınan kararları sınıf arkadaşları, okul arkadaşları ve aileleri ile paylaşarak , bu kararların uygulanmasına öncülük ederek geleceklerine sahip çıkmış ve gezegenimizi korumanın adımını atmış olacaklardır.

Réunion de la Commission des activités de l’école

La réunion de la Commission des activités Environnement de l’école 2018-2019 s’est déroulée sous la présidence de notre directeur M. Ducrot.

La commission rassemble le directeur de l’école, la directrice adjointe turque, les professeures référentes du club Environnement, le ou la présidente du club Environnement ainsi que les représentants Environnement des différentes classes.

Le directeur a souligné l’importance du recyclage et de la sensibilisation à la protection des plantes et des animaux. Il a insisté sur la nécessité d’user des ressources naturelles avec parcimonie pour l’avenir de la planète afin de maintenir la propreté de l’environnement.

Au cours de la réunion, plusieurs décisions ont été prises dans ce sens.

Les élèves désignés comme représentants Environnement seront des messagers et transmettront ces décisions autour d’eux, auprès de leur famille, de leur amis et de leurs camarades de classe prenant ainsi pleinement part à la protection de la planète.

     


                

(27-28 Eylül 2018)

Sınırı Aşan Nehirler Sergisi

Öğrencilerimiz, Fransız Fotoğraf muhabiri Franck Vogel’in Notre Dame De Sion Fransız lisesinde açtığı Sınırları Aşan Nehirler adlı sergisini gezdi.Sanatçı ile sergi hakkında sohbet etti.

Franck Vogel, toplumsal ve çevresel konularda uluslararası basın için fotoğraf muhabiri olarak çalışmaktadır. 2012’den beri, Sınır Aşan Nehirler ile suya erişim konusu ile ilgili olarak yapılan çalışmalara içinde yer almaktadır.

Franck Vogel bu sergi için altı simgesel nehir seçmiştir. Bu nehirler,Nil,Brahmaputra, Kolorado, Şeria,Mekong ve Ganj’dır. Fotoğraflar, bizlere bu nehirlerin, bulundukları coğrafyadaki sosyo-kültürel ve ekonomik yönden ne kadar önemli olduklarını vurgulamaktadır. Aynı zamanda öğrencilerin, kurumuş olan bazı akarsuları yaşamı ne kadar olumsuz etkilediği ve nehirlerin insanlığın ortak malı olduğu üzerinde düşünmelerini sağlamıştır.

Öğrenciler, Franck Vogel’in konferansına da katılarak fotoğrafların çekim serüvenlerini, farklı ülkelerdeki insanların suyla olan ilişkilerini ve suyun her ülkedeki önemini dinleme fırsatı bulmuşlardır. Öğrenciler sanatçıya bir çok soru sorarak ,su kaynaklarının insanlar,doğanın işleyişi ve gelecekleri için olan önemini daha iyi anlamışlardır.

                 Exposition  « Fleuves Frontières»
Nos élèves se sont rendu(e)s au lycée français Notre-Dame de Sion pour visiter l’exposition « Fleuves Frontières».  Ils ont eu l’opportunité de rencontrer l’artiste et de discuter de l’exposition directement avec lui .  

Franck Vogel travaille en tant que photojournaliste pour la presse internationale sur des sujets de société et environnementaux. Depuis 2012, il aborde la question de l’accès à l’eau avec son travail sur « Fleuves Frontières». Il a choisi six fleuves symboliques pour en parler : le Nil, le Brahmapoutre, le Colorado, le Jourdain, le Mékong et le Gange.

Ces photographies soulignent l’importance économique et socio-culturelle de ces fleuves dans leur région. Elles témoignent également de la fragilité de certains cours d’eau asséchés, poussant les élèves à s’interroger sur la responsabilité collective qui nous incombe dans leur protection.  

Les élèves ont assisté à la conférence de Franck Vogel au cours de laquelle il est revenu sur ses voyages, a expliqué l’importance de l’eau et la relation que certaines populations entretiennent avec les fleuves. S’en est suivi une séance de questions-réponses qui a éclairé les élèves sur l’importance des ressources en eau pour l’avenir dans le fonctionnement de la nature et de l’humanité.

 


(21,22,23 Eylül 2018)

                                  Pamuğun Yolculuğu

Saint Michel Fransız Lisesi ve Notre Dame De Sion Fransız Lisesi Çevre/ Permakültür Kulübü öğrencileri öğretmenleri eşliğinde tarım ürünlerinin sürdürülebilirliği için yaptıkları projelerden biri olan  ”pamuğun yolculuğu” için Adana ilimize gitmişlerdir.

Pamuğun, doğal yetişme alanlarından biri olan bu ilimizde,geniş alanlar kaplayan pamuk tarlalarında, tarım mühendisi Kazım bey pamuk bitkisinin yetişme koşullarını ve iklimle olan ilişkisini, hasat dönemini anlatmıştır. Öğrenciler,sorularıyla pamuğun ekonomik değerini,ihraç edilip edilmediğini,pamuk bitkisinin diğer kısımlarının nasıl değerlendirildiğini öğrenmişlerdir. Tohumunun yağ üretiminde, küspesinin hayvan yemi olarak kullanılması, köklerinin  ve saplarının toprağın doğal gübresi olması yani kısacası geri dönüştürülmüş olması onları mutlu etmiştir.

Öğrenciler nasıl hasat yapıldığını öğrenip,kendileride büyük bir keyifle pamuk hasadı yapmışlardır. Yoğun emek gerektiren hasadın, mevsimlik işçiler için önemli bir iş kolu olduğunu yerinde görmüşlerdir.

Hasad ettikleri pamuğu,çırçır fabrikasına götürmüş böylece yolculuğa birlikte başlamışlardır. Fabrikada liflerin tohumlardan nasıl ayrıldığını ve pamuğun elyafa dönüşüm evrelerini öğrenmişlerdir.Daha sonra pamuğun yolculuğuna devam ederek,Tekstil Fabrikasında iplik ve kumaş haline dönüşünü yani dokuma aşamalarını adım adım öğrenmişlerdir.Desen ve boyama kısmı ilgilerini çok çekmiş Kimya mühendisi Merve hanımı ve teknisyenleri soru yağmuruna tutmuşlardır.

Öğrenciler,“Bir elbisenin, bir gömleğin bu kadar çok aşamadan geçerek oluştuğunu bilmek, giysilerimizi daha dikkatli ve uzun süre kullanmamız gerektiğini düşünmemizi sağladı.” gibi cümlelerle duygularını dile getirmişlerdir.

Bu projede öğrenciler, bir endüstri ürünü olan ve ekonomide önemli bir yere sahip pamuğun, yetişme alanını, yetişme koşullarını öğrenmişlerdir.Tarladan başlayan pamuğun yolculuğuna eşlik ederek bütün üretim aşamalarını gözlemlemişlerdir.

Çevrenin Genç Sözcüleri olan bu öğrenciler, tarım ürünlerinin insan yaşamındaki önemini, çevreyi,toprağı korumanın tarımın sürdürülebilirliği için de bir zorunluluk olduğunun farkına varmışlardır.Bu çalışmaları arkadaşları ve aileleri ile paylaşarak farkındalık yaratacak ve gezegenimizin geleceğini korumada bir adım daha atmış olacaklardır.

                                  Le voyage du coton                                     

Les élèves des clubs Environnement des lycées Saint-Michel et Notre-Dame de Sion se sont rendu(e)s à Adana en compagnie de leurs professeures dans le cadre du projet « Le voyage du coton », un des projets qu’ils mènent sur la durabilité des produits agricoles.

Kazım bey, ingénieur agricole, a expliqué comment se cultive le coton dans cette région d’agriculture sans pesticide. Il a parlé des conditions de culture, de l’impact du climat et des périodes de récoltes. Quelle est la valeur économique du coton ? Le coton s’exporte-t-il ? Peut-on utiliser les autres parties de la plante une fois la fleur récupérée ?… Autant de questions que les élèves ont pu poser pour en apprendre encore davantage. Quelle satisfaction de découvrir que toutes les parties de la plante peuvent être utilisées ! On peut en effet faire de l’huile à partir des graines, récupérer les tourteaux pour en faire de l’alimentation pour le bétail et faire de l’engrais avec les tiges.

Une fois compris comment se ramasse la fibre de coton, les élèves ont eux-même expérimenter la récolte. Tâche particulièrement éprouvante, elle est le plus souvent assurée par des ouvriers saisonniers qui y voient un important secteur d’embauche.    

Les élèves ont transporté la récolte à l’usine, accompagnant ainsi le coton au début de son voyage. Une fois à l’intérieur, ils ont pu observé les différentes étapes de traitement de la plante (isolement de fleur, transformation en fibre…). Le voyage du coton se poursuit par un passage par l’usine de textile où il est transformé en fil, puis en tissu. Les élèves ont assisté à toutes les étapes mais ils ont été particulièrement intrigué par les étapes de teinture et d’impression de motifs et ont inondé Merve hanım et les employé(e)s de questions sur ces techniques.

« Savoir que ma chemise ou ma robe passe par autant d’étapes de fabrication m’a fait prendre conscience de sa valeur. Nous avons compris combien il est important d’en prendre soin et de les utiliser le plus longtemps possible. », ont exprimé nos élèves.

Grâce à ce projet, les élèves ont appris où et comment se cultive la fleur de coton, mais aussi combien ce produit est important dans l’économie et la production industrielle.

Des champs jusqu’à l’usine, ils ont accompagné le coton tout au long de ses étapes de fabrication.

Jeunes porte-parole de la cause environnementale, nos élèves ont réalisé l’importance des produits agricoles dans nos vies et de la durabilité des méthodes d’agriculture pour protéger les sols et la nature.

De retour chez eux, ils partageront leur expérience avec leurs proches, participant à leur manière à la sensibilisation nécessaire à la protection de l’environnement.

 

 

 

 

 

 

 


(06. Eylül 2018)

Küresel  Isınma ve İklim Değişikliği ile Okullarda Bahçeciliğin Önemi

Şişli Kaymakamlığı Koordinatörlüğünde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce Orta öğretim kurumları öğretmen ve yöneticilerine yönelik olarak düzenlenen “ Küresel Isınma ve İklim Değişikliği ile Okullarda Bahçeciliğin Önemi” adlı konferansta 11 Sınıf öğrencimiz Aslı program sunucularından biri olmuştur.

Konuşmacı Permakültür eğitmeni Taner Aksel; Küresel ısınmaya bağlı oluşan iklim değişikliklerinin dünyamızda oluşturduğu son durumlar hakkında katılımcıları bilgilendirmiş ve alternatif çözüm yolu olarak gördüğü Permakültür çalışmaları konusunda öğretmen ve öğrencileri aydınlatmıştır.

Okullarda yapılan Permakültür çalışmalarından örnek çalışmalar sunulmuştur.

Saint Michel Lisesi Permakültür çalışmalarını ve hedeflerini 11 Sınıf öğrencimiz Barış sunmuştur.

Okul bahçeciliği çalışmaları büyük ilgi görmüş,çalışmaları süreci konusunda fikir alışverişi yapılmıştır.

 

Jardiner à l’école ou comment sensibiliser à l’écologie

   Aslı, élève de 11ème de notre lycée, a assuré l’une des interventions lors de la conférence « Jardiner à l’école : un moyen de sensibiliser au changement climatique et au réchauffement de la planète », évènement organisé dans les locaux de la direction départementale de l’Education Nationale (coordination de la préfecture de Şişli) à l’attention des directeurs, directrices et professeurs des établissements d’enseignement secondaire.

L’intervenant Taner Aksel, formateur en permaculture, a présenté aux participants les dernières conséquences climatiques observées du réchauffement de la planète et a proposé de développer des ateliers de permaculture en milieu scolaire en réponse à ces problèmes.  

Les diverses activités de permaculture menées dans les écoles ont ensuite été présentées et c’est notre élève de 11ème Barış qui s’est chargé de présenter celles de Saint-Michel.

Le récit des expériences de jardinage à l’école a rencontré un vif succès et les participants ont eu l’opportunité d’échanger sur leurs expériences respectives.  

 


(01-10 Temmuz 2018)

          Ekokent Eskişehir projemiz Avusturya’da

Saint Michel Lisesi Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri,öğretmenleri eşliğinde,Notre Dame De Sion Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü ile gerçekleştirdikleri Ekokent ;Eskişehir  projesini CARETAKERS Of the Environment International konferansında başarılı bir şekilde sunmuşlardır. Her yıl heyecanla katıldığımız bu konferansta öğrenciler sadece proje sunmakla kalmıyor, bir çok sunum ve workshop’a katılarak birikimlerine yeni bilgiler katmaktadırlar.

Ayrıca bu yıl öğretmenler için gerçekleştirilen konferanslar, Küresel iklim değişimi,neden ve sonuçları ve doğanın korunması konusunda yeni bakış açıları edinmemizi sağlamıştır.

Konferansın bu yılki konusu “Let’s experıence  NATURE ! olarak belirlenmiş ve Judenburg Styria Avusturya’da gerçekleştirildi. Caretakers Uluslararası Çevre konferansı her yıl farklı üye ülkelerde, bir çok ülkeden öğrenci ve öğretmenlerin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Bir çok proje sunumu yapılmakta ve proje afişi sergilenmekte dolayısıyla aynı anda bir çok konuyu birarada görebilmektedirler. Ayrıca öğrencilerin bir arada geridönüşüm kıyafetleri ile gerçekleştirdikleri catwalk yaratıcılıklarını ortaya koymayı sağlamaktadır.Food market gecesinde ise ülkelere ait yiyeceği tanıma ve tatma fırsatı bularak kültürel etkileşim gerçekleşmektedir.

Bir çok ülkeden gelen öğrenci ve öğretmenler, doğada biyologlarla uzun yürüyüşler yaparak,doğanın o muhteşem işleyişini hayranlıkla izlemişlerdir. Akarsuların, dağların, ormanların uyumunu ve barındırdıkları sayısız canlıyı gözlemleyerek Ekosistemin işleyişini kavrama fırsatı bulmuşlardır.

Daha sonra öğrenciler, bitki ve su numunelerini Judenburg lisesindeki öğretmenler eşliğinde laboratuvarda incelemiş temiz ve kirli suyun gösterdiği değişimleri, hava kirliliğinin bitkilerde meydana getirdiği bozulmaları da görmüşlerdir. Bu durum onlarda doğayı koruma inancını pekiştirmiştir.

Öğrencilerimiz hazırladıkları “Examine the ecocity: Eskişehir” projesini iki ayrı oturumda  farklı gruplara sunmuşlardır. Sunum ilgi ile izlenmiş ve Eskişehir’le ilgili bir çok soru sorulmuştur.

Her yıl değişik proje ve farklı öğrencilerle katıldığımız, Uluslararası Çevre Konferansı olan Caretakers’ta; öğrencilerimiz bir çok ülkelerden gelen kendileri gibi Çevre liderliği yapan arkadaşlarıyla yeni fikirler geliştirmekte, dostluklar oluşturmakta ve bir hafta boyunca doğa, temiz çevre, temiz enerji,temiz besin, iklim değişimi ile ilgili beyin fırtınası gerçekleştirmektedirler.

Doğayı takip edelim o bize herşeyi anlatır…

 

Notre projet de ville écologique présenté en Autriche                         

Les élèves des clubs Environnement des lycées Saint-Michel et Notre-Dame de Sion se sont rendu(e)s à la conférence CARETAKERS en compagnie de leurs professeures où ils ont fait une brillante présentation de leur projet de ville écologique pour Eskişehir.

Lors de cette conférence, à laquelle nous participons avec joie tous les ans, les élèves ne se sont pas contenté(e)s de présenter leur projet. Ils ont également beaucoup appris en assistant à toute sorte de conférences et d’ateliers. Des conférences étaient également organisées à l’attention des professeur(e)s sur les causes et les conséquences du changement climatique, leur apportant ainsi une nouvelle perspective sur la question.

Cette année, l’édition intitulée « Let’s experience NATURE ! » s’est déroulée à Judenburg en Autriche. Comme chaque année, la conférence internationale sur l’environnement Caretakers a rassemblé des élèves et des professeur(e)s de nouveaux pays membres. Ils ont pu découvrir des sujets variés grâce aux différentes présentations et aux projets de poster. Ils ont démontré une fois de plus leur créativité en mettant en scène une catwalk habillé(e)s en vêtements faits en matériaux de récup’. La soirée du Food Market a été l’occasion d’échanges culturels puisque les élèves ont pu découvrir et goûter des plats et des produits de tous les pays.        

Les élèves et les professeur(e)s venu(e)s de nombreux pays se sont longuement promené(e)s dans la nature guidé(e)s par des biologistes. Ils ont observé, fasciné(e)s, le fonctionnement des écosystèmes : les cours d’eau, les montagnes, l’harmonie des forêts et les innombrables êtres vivants qui les peuplent.   

Les élèves sont ensuite allé(e)s faire des tests en laboratoire en compagnie des professeur(e)s du lycée de Judenburg sur des échantillons de plantes et d’eau afin d’évaluer l’impact de la pollution sur leurs évolutions ce qui a contribué à renforcer encore un peu plus leur fibre environnementale. Ils ont présenté le projet « Examine the ecocity : Eskişehir » dans deux panels auprès de publics différents. Ce dernier a suscité un vif intérêt comme en ont témoigné les nombreuses questions posées aux élèves.

Cette année encore, les élèves de Saint-Michel ont eu la chance de participer à cette conférence internationale sur l’environnement Caretakers avec un nouveau projet. Ils ont pu rencontrer des jeunes venu(e)s du monde entier qui, comme eux, sont déjà leaders en matière de protection de l’environnement afin de développer de nouvelles idées, nouer des amitiés et réfléchir ensemble pendant une semaine sur les questions du changement climatique, d’une alimentation saine, des énergies propres, de la protection de la nature et de l’environnement.      

Prêtons une oreille à la nature, elle saura nous guider…

 


 

(11-12-13 Mayıs 2018)

Baharda Bolu’da Permakültür Çalışmaları

Saint Michel ve Notre Dame de sion Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri öğretmenleri eşliğinde her yıl olduğu gibi bu yıl da Bolu, Seben ilçesi Alpagut köyünde permakültür çalışmaları gerçekleştirmişlerdir.

Öğrenciler, sonbaharda hasat sonrası elde ettikleri tohumları, ilkbaharın başında okullarında saksılarda fide haline getirmişlerdir. Bu fideleri Alpagut köyünde, uygulama alanında toprağa kavuşturmuşlardır. Öğrenciler önce ekim alnını otlardan temizlemiş, toprağı havalandırmış, öğretmenlerinin rehberliğinde kadife çiçeği ile çerçeve yapılmış alana, kardeş bitki (domates, biber, soğan, sarımsak, fesleğen yan yana) yöntemine göre fide ekimini gerçekleştirmişlerdir.

 

Yine hasat döneminde, bu sebzeler toplanacak, tohumları bir sonraki döneme saklanacaktır. Doğanın bu muhteşem döngüsü hepimizi çok heyecanlandırmaktadır. Daha sonra hep bir arada açık alanda yemek yenmiş, gelincik ve papatyaların arasında kır gezisi yapılmış, çevredeki hayvanları beslenmiştir.

Bolu,Seben ilçesi yer şekilleri, ormanlık alanları, doğal gölleri, yaylaları ve tarım alanları öğrenciler için ayrıca bir coğrafi uygulama alanı oluşturmaktadır.

Bu çalışmalar ile öğrenciler, temiz toprak, su ve havanın sürdürülebilirliği için çaba harcamaktadırlar. Bu nedenle hiç bir kimyasal madde kullanmadan, toprağa atalık tohumların fidelerini dikip, damlama sistemi ile sulanmalarını sağlayarak, doğal tarımın inceliklerini öğrenmektedirler. Ayrıca Kır ve Şehir faaliyetlerinin birbirini tamamladığının farkına varmaktadırlar.

Activités de permaculture printanières à Bolu

 Les club Environnement de Saint-Michel et de Notre-Dame de Sion se sont rendus, comme chaque année, à Bolu dans le village d’Alpagut (Seben) avec leurs professeures pour poursuivre leurs activités en permaculture.

Depuis leur dernière visite, les élèves avaient eu le temps de faire pousser les graines récoltées à l’automne et ont amené les petites pousses à Alpagut afin de les planter dans leur terre d’origine. Ils ont nettoyé le sol des mauvaises herbes, ont retourné la terre afin de l’aérer et ont planté les pousses sur l’espace entouré d’oeillets en suivant la technique des plantes compagnes (tomates, poivrons, oignons, ail, basilic) sur les conseils de leurs professeures.  

Au moment de la récolte, nous ramasserons les légumes et mettrons à nouveau les graines de côté pour l’année prochaine. Le cycle de la nature nous émerveille toujours un peu plus ! Nous avons poursuivi la journée par un repas en plein air. Nous avons nourri les animaux au cours d’une balade champêtre entre les marguerites et les coquelicots.

La diversité des paysages, les forêts, les lacs, les pâturages et les espaces agricoles de la région de Bolu constituent des espaces d’expérimentation idéal pour nos élèves. Ils ont planté les jeunes pousses sans utiliser aucun produit chimique et ont installé un système de goutte à goutte pour l’arrosage, mettant ainsi en pratique les principes de l’agriculture biologique. Ces ateliers leur ont permis de mieux comprendre la complémentarité entre les activités menées en ville et en milieu rural. Ils ont ainsi apporté leur pierre à l’édifice du long combat pour la protection de l’environnement et le développement de modes de vie durables.

 

 


 

(09.05.2018)

                              Japon Çay Seremonisi

Saint Michel ve Notre Dame de Sion Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulüpleri, iki yıldır Hotaru Çiftliğinde birlikte Doğal Tarım çalışmaları yapıtıkları Satoru ve Chikako Nakano İle  Bir atölye çalışması gerçekleştirmişlerdir.

Japon kültürünü ve tarımını daha yakından tanımamızı sağlamak ve iki ülke arasında benzer kültür değerlerini ortaya koymak amacı ile bizlere Çay Seremonisi gerçekleştirmişlerdir.

Japonya’ya çay 9.yüzyılda Çin’den ülkesine dönen bir rahip tarafından gerçekleştirilmiştir. Çay Güneydoğu Asya’nın tanıtıcı ürünü olmakla beraber sürekli yağışlı ve eğimli olan Doğu Karadeniz Bölgesinde de yetiştirilmektedir. Ülkemizde çay bir çok bölgenin önemli içeceğini oluşturmaktadır.

Japonya’da çay ülkemizde tüketildildiğinde farklı olarak, un şeklinde öğütülüp,törensel bir şekilde hazırlanmaktadır. Japon’lar çayı yeşil olarak toplayıp, buharda kuruttuktan sonra öğütüp saklarlarmış. Japon’lar çay içme ve misafire ikram etmeyi, sanatsal ve felsefi zenginlikler katarak seremoni haline dönüştürmüşlerdir. Çay hazırlanırken oldukça sesiz bir ortam veya ortama uygun müzik kullanmakta ve doğal malzemeler ile hazırlanmaktadır. Seremoninin özüne inildiğinde “ anın eşsizliği “ olarak tanımlanmaktadır.

Öğrencilerimiz bu etkinlikte,yeni bir kültürü,o kültüre ait insanlardan tanımanın mutluluğunu duymuşlardır. Çay seremonisindeki sesiz ortamın dinlendirici özelliğini yaşamışlardır. Özenle ve emekle hazırlanan çayı huzur içinde yudumlamışlardır.

 

                            Cérémonie du thé au Japon  

Voici deux ans que les clubs Environnement de Saint-Michel et de Notre-Dame de Sion multiplient les ateliers de permaculture dans la ferme Hotaru sous la houlette de Satoru et Chikano Nakano.  

La cérémonie du thé à laquelle ils nous ont convié(e)s a mis en évidence la proximité des cultures turque et japonaise et nous a permis de mieux connaître l’agriculture japonaise. C’est au 9ème siècle que le thé est introduit au Japon par un moine qui rentrait alors de Chine. Si le thé est un produit typique du sud-est asiatique, il pousse aussi très bien dans les régions pluvieuses, sur les versants en pente de la région de la mer Noire. Il est devenu, dans notre pays, la boisson la plus consommée de bien des régions.     

 

Au Japon, à la différence de la Turquie, le thé est moulu comme de la farine et préparé selon un rituel bien réglé. Les Japonais(e)s récoltent le thé alors qu’il est encore vert, le font sécher avant de le moudre. En y ajoutant une dimension philosophique et artistique, ils en ont fait de la consommation de thé une véritable cérémonie. Le silence ou la diffusion d’une musique appropriée est de mise au moment de la préparation du thé. Il ne contient que des ingrédients naturels. La philosophie de cette cérémonie invite à prendre pleinement conscience du caractère unique de l’instant vécu.     

Nos élèves ont bu en silence le thé consciencieusement préparé. Ils ont été ravi(e)s de faire la connaissance de personnes de culture japonaise et de ressentir la sérénité qui règne lors de la cérémonie du thé.      

 


(05.05.2018)

Heybeliada’da Çevre Etkinliği

İnterakt külübü ve Çevre/Sürdürülebilir Yaşam kulübü öğrencileri öğretmenleri eşliğinde Heybeliada’da Maslak Rotary kulübü katkılarıyla gerçekleştirilen etkinliğe katılmışlardır. Bu etkinlikte,öğrenciler doğal çevrede, şehir gürültüsünden uzak piknik yaparak, temiz bir alanda,ağaçlar altında oturmanın, yemek yemenin,kitap okumanın insanları dinlendirici bir faaliyet olduğun görmüşlerdir.

Dolayısıyla bu alanların sürdürülebilirliğini sağlamak için çevrenin herkes tarafından korunması gerektiği ortak fikrinde birleşmişlerdir. Bu etkinlikte ayrıca Çevre Eğitimcisi Şafak Özsoy, Geridönüşüm Uygulamalarının çevrenin korunmasında ve ekonomideki etkileri hakkında bilgi vererek Avrupa Ülkelerindeki uygulamalardan örnekler vermiştir.Öğrencilerle yaptığı temizlik puanlamasında; öğrencilerin evlerini ve okullarını temiz buldukları ancak sokak ve caddelerini temiz bulmadıkları sonucu ortaya çıkmıştır.

Bu sorunun çözümünde şehirde yaşayan bütün bireylere sorumluluk düştüğü görüşüne varılmıştır. Öğrenciler,okulun tümünde gerçekleştirilen geridönüşüm faaliyetlerini ve bunun bir ayağı olan compost çalışmalarını anlatmışlardır. Daha sonra doğa yürüyüşü yapılmış,kedi ve kargalar beslenmiş,ağaçlara sarılarak varlıkları hissedilmiştir.

 Maslak Rotary Kulübü Başkanı Lale Bice, günün anlamına uygun olması amacıyla sembolik çöp toplama yarışması düzenleyip öğrencilere hediyeler sunmuştur.

Adanın bulunduğumuz piknik alanı ve deniz kıyısı çok kirli olmamasına rağmen yine de öğrenciler bir kaç poşetlik çöp toplamışlardır.

Bu etkinlik öğrenciler için gezi, biralarda zaman geçirmek, çevre dostları ile tanışmak olduğu kadar açık alanda küçük bir çevre eğitimi ve uygulaması şeklinde gerçekleşmiştir. Öğrenciler, doğada bulunmaktan büyük mutluluk duymuşlardır.

 

Le club Environnement à Heybeliada

Les élèves du club Environnement et le club Interact se sont rendus à Heybeliada en compagnie de leurs professeurs pour une sortie en plein air proposée par le club Rotary de Maslak. Ils ont profité de cette escapade nature pour faire un pique-nique sous les arbres loin du bruit de la ville, dans un espace vert non pollué. Et quel bonheur de pouvoir lire au calme !

Pour protéger ces espaces de détente, il est essentiel que tout le monde en prenne soin.

Şafak Özsoy, formatrice environnement, a fait une intervention pour expliquer aux participants les impacts économiques et environnementaux du recyclage en prenant pour exemple quelques pays européens. Elle a fait un bref tour de table pour demander aux élèves d’évaluer la propreté de leurs espaces quotidiens : si leur école et leur maison leur paraissent propres, les rues d’Istanbul leur semblent au contraire plutôt repoussantes. Mais à qui la faute?

La propreté de nos rues relève de la responsabilité de chacun, ont-ils conclu. Nos élèves ont parlé du tri des déchets que nous faisons à l’école et du compostage, partie intégrante de la réflexion sur la durabilité. La petite troupe est ensuite partie en promenade, nourrissant chats et oiseaux sur le chemin. Les élèves se sont même arrêtés pour prendre les arbres dans leurs bras !       

 Lale Bice, présidente du Rotary Maslak, a symboliquement organisé une course au ramassage des ordures et récompensé les élèves pour leur participation.Bien que l’espace de pique-nique et le bord de mer ne soient pas très sales, les élèves ont tout de même ramassé quelques pochettes plastiques.

Ils ont eu le plaisir de se promener, de passer du temps ensemble et de faire la connaissance de personnes investies dans la protection de l’environnement. Cette sortie aura permis de mettre les enseignements de la journée en pratique.

 

 


(02.05.2018)

Ektiğimiz tohumlar fide oldu. Şimdi fideleri büyütme zamanıdır…

Les graines que nous avons plantées ont poussé, Maintenat c’est le moment de les faire grandir…

 

 


 Çevre / Sürdürülebilir Yaşam kulübü Atatürk Arboretumunda

Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri öğretmenleri eşliğinde, Atatürk Arboretumuna bir uygulama gezisine katılmışlardır.

1949 yılında 38 hektarlık bir alanda İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayrettin Kayacık’ın önerisi ile İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Orman Genel Müdürlüğünün iş birliği ile kurulan Atatürk Arboretumunun, bu gün kapladığı alan 296 hektar kadarmış.Dünyanın değişik bölgelerinden getirilen birbirinden farklı 2000 bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır. Burada, Ülkemizde doğal olarak yetişen bitkiler ve ağaçlar yer aldığı gibi ülkemizde yetişmeyen, egzotik bitkiler,ağaçlar da yer almaktadır. Bunların arasında   ülkemizde yetişen Meşe ağaçları geniş yer tutarken, Lübnan Meşesi, Japon Akça ağacı, Amerikan bataklık Sevisi, Kuzey Amerika Sekoya ağacı, Huş ağacı, Avrupa’da yetişen bir çok çam türünü de görmekteyiz. Bunların arasında Ladinler, Konik Çamlar ilgi çekiciydi.

Bu kadar çok çeşidin yetişebilmesini var olan ve yaratılan Mikroklima koşulları sağlamaktadır.Öğrenciler, Arboretumda baharın gelişiyle birlikte  otsu ve odunsu bitkilerde gerçekleşen değişimleri gözlemişlerdir. Özelikle Japon Akça ağacının mendili andıran çiçekleri ve Amerikan bataklık Servisinin suyun dışına çıkan kökleri ve bu köklerin havadaki azotu bağlayabilmesi büyük dikkatle incelenmiştir. Ayrıca Arboretumun kurallarından biri olan yere düşmüş kozalak, tohum ve yaprakların toplanmaması; komposta, filize dönüşmeleri, veya topraktaki canlılar tarafından tüketilmeleri doğaldaki döngüye güzel bir örnek oluşturmuştur.

Her ağacın yanındaki orjinine ve özelliklerine ait bilgiler, öğrencilerin ağacı tanımalarını kolaylaştırmıştır. Rengarenk kır çiçeklerini ve ağaçların sürgünlerini dikkatle incelemişlerdir. Göl kenarında kaplumbağaları, ördekler ve kuğuları sevgiyle izlemişlerdir. Ağaçların arasındaki patikalardan tırmanarak küçük bir trekking keyfi yaşamışlardır.

Bu gezi ile öğrenciler, hem Kara hem de  Tatlı su Ekosisteminin işleyişini ve barındırdıkları canlıları gözlemlemişlerdir. Doğada gözlem yaparak öğrenmenin mutluluğunu duymuşlardır.

Doğanın uyanışını ve bu uyanışın insan üzerindeki olumlu etkisini hissetmişlerdir.

Le club Environnement en visite à Atatürk Arboretumu

 Les élèves du club Environnement se sont rendus au jardin botanique Atatürk Arboretumu avec leur professeure. Construit en 1949 à l’initiative du Prof. Dr. Hayrettin Kayacık, membre de la faculté de foresterie de l’Université d’Istanbul, en collaboration avec la Direction générale des forêts, il s’étendait sur 38 hectares lors de sa création et s’est peu à peu agrandi pour recouvrir désormais près de 296 hectares. Le jardin rassemble près de 2000 espèces de plantes issues du monde entier. Il présente des plantes que l’on peut trouver en Turquie, comme différentes espèces de chênes très représentés, mais également des plantes et des arbres exotiques, comme le chêne du Liban, l’érable palmé du Japon, le cyprès chauve d’Amérique, le séquoïa d’Amérique du Nord, le bouleau et toute sorte de pins poussant en Europe. Les épicéas et les sapins ont particulièrement attiré notre attention.     

C’est le microclimat du jardin qui permet la culture de toutes ces différentes plantes. Les élèves ont pu observé les changements qui s’opèrent chez les herbacés et les ligneux avec l’arrivée du printemps, et notamment les fleurs de l’érable palmé, qui rappellent l’arbre aux mouchoirs, et les racines aériennes du cyprès chauve, capables d’absorber l’azote. L’une des règles d’or du jardin botanique est de ne ramasser ni feuille, ni graine, ni pomme de pain afin que puisse se constituer un composte naturel, que les graines germent ou qu’ils soient consommés par d’autres êtres vivants. Un bel exemple du cycle de la vie !

Les informations données sur l’origine et les spécificités des plantes ont permi aux élèves de mieux connaître les espèces présentées. Ils ont observé avec attention boutures et fleurs sauvages multicolores et ont admiré les tortues, canards et les cygnes aux bords du lac. Ils ont goûté au plaisir de la randonnée en se promenant à travers bois. Grâce à cette sortie, nos élèves ont observé le fonctionnement des écosystèmes terrestres et d’eau douce ainsi que les espèces qu’ils abritent. L’éveil de la nature est un merveilleux éveil des sens !

 


(05.04.2018)

Toprağımızı ve çevremizi koruyor muyuz?

TEMA (Türkiye Erozyona Mücadele Ağaçlandırma) Vakfından Çevre Eğitim Sorumlusu Arzu Erksoy Bozgül 9.Sınıf öğrencileri ile Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencilerine

“Toprağımızı ve Çevremizi Koruyor muyuz?” temalı bir seminer vermiştir.

Boğaziçi Üniversitesinden emekli Biyolog olan Arzu hanım, öncelikle toprağın oluşumunu, oluşum süreçlerini mizansenlerle anlatmıştır. Toprağın 1cm.’nin 500 yılda oluştuğunu ancak erozyon nedeniyle 1 saniyede tonlarca toprağı kaybettiğimizi ve bu durumun doğada yarattığı tahribatı izah etmiştir. Ağaçları korumanın ve ağaçlandırma faaliyetlerinin yaygınlaşması gerektiğini, gençlerin kendi gelecekleri için bu sorumluluğu almaları gerektiğinin önemini vurgulamıştır. Doğadaki bütün canlıların birbirleri ile etkileşim halinde olduğunu, toprağın bir çok canlıya ev sahipliği yaptığını, ağaca ve toprağa dokunmanın insanlara pozitif enerji verdiğini anlattı. Ala Kargaların meşe palamutlarını toprağa gömerek yavrularına besin saklarken,aynı zamanda meşe ağacının binlerce yıllık yaşam döngüsünü oluşturduğunun hikayesini anlattı.

Bu seminerde, öğrenciler büyük ilgi ve dikkatle,sorular sorarak yer alırken, toprağın ve ağacın yaşamlarındaki öneminin farkına varmışlardır. Daha fazla doğada bulunma arzusu duymuşlardır.

 

Et notre environnement, on en prend soin?                 

Arzu Erksoy Bozgül, responsable de la sensibilisation aux questions environnementales de la fondation TEMA (Lutte contre l’érosion des sols en Turquie), est intervenue auprès des 9èmes et des élèves du club Environnement sur le thème de la protection de la nature et de l’environnement.  

Le séminaire a débuté par une présentation de Mme Arzu, professeure de biologie retraitée de l’université de Boğaziçi, qui a expliqué aux élèves les différentes étapes de la formation des sols à travers différentes mises-en-scène. “1 centimètre de terre met 500 ans avant de se former mais nous perdons des tonnes en l’espace d’un seconde à cause de l’érosion. Cela cause de nombreux dégâts dans la nature” a-t-elle expliqué. “Pour éviter cela, il est nécessaire de protéger la forêt et de développer la reforestation. Les jeunes doivent prendre en main leur avenir !” a-t-elle insisté. Dans la nature, les êtres vivants sont tous en interaction et les sols sont le milieu naturel de nombre d’entre-eux. Elle a également parlé des bienfaits du contact avec les arbres et la terre. Elle a donné l’exemple du geai des chaînes qui cache les glands dans le sol afin de conserver de la nourriture pour ses oisillons et participe ainsi à la diffusion du chêne depuis des millénaires.      

Les élèves ont écouté avec intérêt et attention ce séminaire, ont pu poser des questions et ont compris l’importance des arbres et des sols dans l’équilibre écologique. Quoi de plus pour donner des envies de nature?


(28.03.2018) ile (04.04.2018)

Ve bahar geldi ! Tohumlarımızı toprağa kavuşturma zamanıdır!

Le printemps est arrive ! C’est le moment de planter nos graines !

 


(16-17-18.03.2018))

 

EKO KENT ESKİŞEHİR

Saint Michel ile Notre Dame de Sion Fransız Liseleri Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü    öğrencileri, öğretmenleri eşliğinde, Eskişehir’de Eko kent projesi çalışmalarını gerçekleştirmişlerdir.

*Eko kent kavramı, kentlerin sürdürülebilirliğine yönelik arayış ve çabaların sonucu ortaya çıkmıştır. Kelimenin ilk kullanıldığı kaynak Richard Register’in 1987’de yayınlanan “ Ecocity Berkeley = building cities for a healthy future” adlı kitabıdır.

Eskişehir Belediyesinin katkılarıyla kenti daha kısa sürede tanıma imkanı elde ettik. Belediye meclis salonunda,Eskişehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü Deniz Kaplan tarafından yapılan sunumla, kentin eski ve yeni halini dinleyen, sorular soran öğrenciler daha sonra kenti dolaşarak ve fotoğraflayarak Eko kent üzerinde düşünme ve araştırma yapma fırsatı bulmuşlardır.

Eskişehir Belediye Başkanı Sayın Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen , öğrencilerle tek tek ilgilenmiş

Çevrenin Genç Sözcüleri olmalarından büyük mutluluk duymuştur.

Belediye Kültür Dairesinden Çağkan Taşçı eşliğinde yapılan şehir turunda, şehri ikiye ayıran Porsuk çayının  temiz ve üzerinde insanların teknelerle dolaştığı, tramvayların güneş enerjisi ile çalıştığı, elektrikli otobüslerin deneme seferleri yaptığı, gökdelenlerin olmadığı, büyük kent parklarında insanların dinlendiği, bisiklet kullandığı ,çocukların koşturduğu oldukça temiz, yeşil bir kent ile karşılaştık. Sayın Büyükerşen, ayrıca kültürün sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla eski geleneksel evleri, endüstriyel binaları, restore ederek kente Kurtuluş Müzesi, Balmumu Müzesi, Cam eserleri Müzesi,Basın Müzesi, Kültür ve Kongre Merkezi ile Bilim Merkezi kazandırmıştır. Öğrencilerimiz bu müzelerde bulunan eserleri büyük ilgi ile incelemişlerdir.

Eskişehir, bir kültür, sanat ve bilim kenti olarak, Dünya çapında bir yer edinmiş ve bir çok ödüle değer bulunmuştur.

İstanbul dönüş yolunda yer alan Bilecik’in Kınık köyü , çömlekçilik, serbetçi otu, boncuk fasulye üretimi ile doğaya uyumlu, sürdürülebilir bir ekonomi oluşturmuştur. Dolayısıyla Eko köy kavramını düşünmemizi sağlamıştır.

Eskişehir ve çevresi bu özellikleri ile ülke turizmine büyük katkı sağlamakta ve sürdürülebilir bir ekonomiye ön ayak olmaktadır.

 

Bu proje ile Eko Kent, öğrenciler için, kavramsal olmaktan öteye geçip somut hale gelmiştir.

İnsan, kent ve çevrenin birbiri ile ilişkisini ve etkileşimini gözlemlemişlerdir.

 

*Habitat, İnsan Yerleşimleri; Çevre,Eğitim ve Sağlık Derneği Sitesi

 

            VILLE DURABLE D’ESKİŞEHİR

Les clubs Environnement de Saint-Michel et Notre-Dame de Sion ont lancé leurs activités sur la ville durable d’Eskişehir. Le concept de ville durable a émergé grâce aux recherches sur la durabilité et ses mises en application. Richard Register est le premier à avoir utilisé l’expression dans son livre « Ecocity Berkeley = building cities for a healthy future » en 1987.

La mairie d’Eskişehir nous a accueilli(e)s pour une rapide présentation du projet de ville durable. Deniz Kaplan, porte-parole de la mairie d’Eskişehir, nous a reçu(e)s dans la salle de réunion de la mairie et a expliqué des dernières évolutions de la ville aux élèves qui ont pu poser leurs questions. Ils ont pu approfondir leur réflexion sur la question lors de leur ballade sur place.

Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen, maire d’Eskişehir, s’est personnellement déplacé pour rencontrer nos élèves et leur a porté à chacun(e) une attention particulière. Il était ravi de rencontrer de jeunes ambassadeurs et ambassadrices de la cause écologique.   

Çağkan Taşçı, membre du département Culture de la mairie, nous a fait faire le tour de la ville. Divisée en deux par la rivière de Porsuk sur laquelle les gens peuvent circuler en bateau, la ville est également pourvue de tramway alimenté par l’énergie solaire. Des tests ont été faits pour mettre en place un réseau de bus électrique. C’est une ville verte sans gratte-ciels, où les habitant(e)s disposent d’un service public de vélo, où ils peuvent se ressourcer dans de vastes espaces verts et où les enfants peuvent se dépenser librement dans un environnement sain.

Mr Büyükerşen nous a également énuméré les constructions et restaurations de bâtiments entamés par la mairie pour participer également à la durabilité et au maintien des valeurs culturelles : les maisons traditionnelles, les bâtiments industriels, le musée de l’Indépendance, le musée de cire, le musée des arts du verre, le musée de la presse, le centre des spectacles et des congrès et le centre des activités scientifiques.

Nos élèves ont été très intrigué(e)s par les oeuvres exposées dans ces musées.

Eskişehir a accédé au rang de ville de l’art et de la science. Elle a reçu de nombreux prix pour son dynamisme et fait désormais partie des villes du monde les plus innovantes.

Sur la route du retour, nous nous sommes arrêté(e)s dans le village de Kınık, dans la région de Bilecik, qui vit en harmonie avec la nature grâce à une économie durable basée sur la production de terres cuites, d’herbes à sirops et de haricots blancs. Cela nous a donné l’occasion de réfléchir également au concept de village durable.

Grâce à ces exemples, Eskişehir et ses environs participent de l’attractivité touristique de la région et un cas exemplaire de la possibilité d’une économie durable.  

Cette visite nous a permis de mettre de côté la théorie et de concrétiser le concept de villes durables pour nos élèves. Ils ont pu constater une fois de plus l’interdépendance de l’être humain avec la ville et son environnement.

 


(10.03.2018)

 

              Erenköy Işık Lisesinde l. Coğrafya Çalıştayı

Çevre /Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri, Burcu, Aslı ve Barış Erenköy Işık Lisesi, Erenköy Işık Fen Lisesinin  gerçekleştirdikleri “Sürdürülebilir Tarım” temalı I. Coğrafya Çalıştayına öğretmenleri eşliğinde katılmışlardır. 20 okulun katıldığı Çalıştayda Torlak Çiftliği ( İzmir Seferihisar) kurucusu Armağan Portakal “İlham alıyorsam, ilham vermeliyim” sözü ile kendi çalışmalarından yola çıkarak, tarımın toprağın insan hayatındaki önemini, doğal tohumun sağlıklı ürün tüketebilmenin temel koşulu olduğunu anlatmıştır. Toprağın, tarım ve hayvancılık için vazgeçilmez bir değer olduğunu vurgulamıştır,

Permakültür Eğitmeni Taner Aksel, temiz hava,temiz su,temiz toprak,temiz gıdanın insan yaşamındaki yerini, Küresel iklim değişikliği ile insan faaliyetleri arasındaki ilişkileri öğrencilere sorular sorarak ortaya koymuştur. Ekolojik Ayak izi ve Biyokapasite kavramlarını açıklamıştır. Dünyanın geleceği için küçük,büyük her bireyin sorumluluk yüklenmesinin sürdürülebilirlik açısından önemini örnekleri ile açıklamıştır.

Daha sonra öğrenciler,her okuldan birer öğrenci olacak şekilde;

1.Tohum türleri komitesi,

2.İklim değişimi ve tarım komitesi,

3.Sürdürülebilir tarım yöntemleri komitesi

4.Sürdürülebilir hayvancılık komitesi masalarında çalışmalar yapmışlardır.

Bu çalışmalar sırasında gerektiğinde öğretmenlerinden yardım alabilmişlerdir. İki oturum halinde iki saat süren çalışmalar,sorunlar ve çözüm önerileri şeklinde grup sözcüleri tarafından tüm katılımcılara sunum yapılmıştır.

Bu Çalıştay öğrencilerimize okulumuzda sürdürdükleri çalışmaları ve korudukları tohumları komitedeki arkadaşları ile paylaşma fırsatı sağlamıştır. Sürdürülebilir tarım, hayvancılık, tohum, iklim değişimi gibi konular ve yeni kavramlar üzerinde derinlemesine düşünme fırsatı sağlamıştır.

 

Symposium de géographie du lycée Işık d’Erenköy

Burcu, Aslı et Barış, membres du club Environnement, ont participé au premier symposium de Géographie intitulé « Agriculture durable » organisé par le lycée Işık Fen d’Erenköy en compagnie de leur professeure.

«J’ai de l’inspiration, je me dois de la transmettre», a déclaré Armağan Portakal, propriétaire de la ferme Torlak (İzmir Seferihisar), en guise d’introduction aux élèves des vingt écoles venus participer. Il leur a parlé de l’importance de la terre et de l’agriculture et a expliqué que l’utilisation de semences naturelles était une condition sine qua non à une production maraîchère saine. « La terre, l’agriculture et l’élevage sont absolument indispensables » a-t-il insisté.

Taner Aksel, professeur de permaculture, a quant à lui rappelé l’importance de préserver un environnement sain (produits de consommation courante, terres, réser        ves d’eau, l’air) ainsi que l’impact des activités humaines sur le réchauffement climatique. Il a expliqué aux élèves le sens des concepts d’empreinte écologique et de biocapacité. «Nous avons tous une responsabilité à notre échelle dans l’avenir de la planète» a-t-il dit en s’appuyant sur des exemples de comportements durables.                                                                                                                                                                                                                                                                        Les élèves de toutes les écoles se sont ensuite mélangés pour constituer différents comités :

  1. Diversité des semences
  2. Changement climatique et agriculture
  3. Techniques d’agriculture durable
  4. Élevage durable  

Leurs professeurs ont supervisé le travail des différents groupes étalés sur deux séances de deux heures. Les porte-paroles des groupes ont ensuite présenté leurs résultats, problématiques soulevées et propositions de solutions aux autres participants. Nos élèves ont ainsi eu l’occasion de partager leurs expériences en permaculture et en conservation de semences avec leurs camarades.

Grâce à ce symposium, les élèves ont pu approfondir leurs connaissances en agriculture durable, en élevage, sur les semences durables, sur le changement climatique et ont pris connaissance de nouveaux concepts.

 

 


(28.02.2018)

Doğal diş macunu ve doğal krem atölyesi

2017- 2018 Eğitim Öğretim Yılı, Saint Michel, Notre Dame de Sion Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam  Kulüpleri atölye çalışmalarının ikincisin gerçekleştirmişlerdir.

Bu atölye çalışması Saint Michel’de yapılmıştır. Permakültür çalışmalarının okulda yapılmasına katkıda bulunan Ferdağ Sezer ve kulüp öğretmenleri öncelikle, öğrencilere doğal gıdalar gibi doğal temizlik ve bakım malzemeleri kullanmanın insan sağlığı açısından önemi, doğal çevreye olan olumlu katkısı anlatıldı. Diş macunu ve Doğal krem yapımında kullanılacak malzemeler tanıtıldı. Yapım aşamaları anlatıldı.

Öğrenciler, doğal diş macununda; Hindistan cevizi yağı,deniz tuzu, karbonat, nane yağı kullanmışlardır. Doğal kremde ise, hindistan cevizi yağı, zeytin yağı, e vitamini, gül ve lavanta yağı kullanılmıştır. Bu malzemeler, insana ve doğaya zarar vermemektedir. Öğrenciler gruplar halinde, birbirlerine yardımcı olarak, büyük ilgi ve mutlukla ürünlerini hazırlamışlardır.

Bu atölye çalışması ile öğrenciler, kimyasal malzeme kullanılmadan hem ucuz hem de pratik olarak, temizlik ve bakım ürünleri hazırlamanın mümkün olduğunu görmüşlerdir.

Her biri bu ürünlerin yapımını, kendi aileleri ile diğer arkadaşlarıyla paylaşarak yaygınlaşmasını sağlayacaktır.Dolayısıyla sağlıklı yaşam ve doğal çevrenin korunmasına katkıda bulunmuş olacaklardır.

Atelier de fabrication de crèmes et de dentifrices naturels                        

Les clubs Environnement des lycées Saint-Michel et Notre-Dame de Sion se sont retrouvés, dans notre établissement, pour le deuxième atelier commun de l’année scolaire 2017-2018. Ferdağ Sezer, qui anime régulièrement les ateliers de permaculture, et les professeures responsables des clubs ont expliqué aux élèves combien, au même titre que l’alimentation, il est important d’utiliser des produits d’entretien et des produits de beauté naturels, pour la santé comme pour l’environnement. Il leur a présenté les ingrédients ainsi que les différentes étapes de fabrication de ces produits.

Pour le dentifrice, les élèves ont utilisé: de l’huile de noix de coco, du sel de mer, du bicarbonate de soude et de l’huile de menthe.

Et pour la crème hydratante, ils ont utilisé: de l’huile de noix de coco, de l’huile d’olive, de la vitamine E et de l’huile de lavande et de rose.

Tous ces ingrédients sont à la fois sains et respectueux de l’environnement. Les élèves ont préparé les mélanges en groupe, pleins de bonne humeur et d’entrain.  

Grâce à cet atelier, les élèves ont appris à fabriquer des produits de beauté et d’hygiène sans produits chimiques, facilement et pour un coût modique. Ils pourront désormais partager ces techniques de fabrication avec leur entourage et participer ainsi toujours un peu plus à la diffusion de modes de vie sain et respectueux de l’environnement.


 

(21.02.2018)

                YEDİKULE HAYVAN BARINAĞI

Okulumuz Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü, Değerler Kulübü ve Sınıflarımızın çevre temsilcileri Yedikule Hayvan Barınağını ziyaret etmişlerdir.

Kulüp öğrencileri, okulda gerçekleştirdikleri mama kampanyası ile tüm okulun katılımını sağlamış,elde edilen besinleri sevimli dostlarımıza ulaştırmışlardır.Barınak,3000 bini geçen  aralarında yaralı ve engeli, terk edilmiş hayvanlara ev sahibi yapmaktadır

Öğrenciler, bu sayıdaki hayvanı bir arada görmemelerine rağmen bir çoğu ile birebir ilgilenmiş ve onlara büyük sevgi, şefkat göstermişlerdir. Öğrencilerimizden Damla, Barınak sorumlularından Arzu hanımla röportaj yapmış; bir kaç arkadaşı ile hafta sonları gönüllü çalışma programı oluşturmuştur.

Yine öğrencilerimizden, Ezgi, Nil, Ada, Burcu birer köpek bakımı ve sorumluluğunu üstlenmişlerdir.

Bu gezi öğrencilerimize, hayvan sevgisini, hayvan besleme sorumluluğunun önemini sahiplendikleri hayvanları asla terk etmemeleri gerektiğin, onların da bir canı ve duyguları olduğu konusunda farkındalık yaratacaktır.

   

VISITE AU REFUGE POUR ANIMAUX DE YEDİKULE

Le club Environnement, le club des valeurs civiques et les représentants “Environnement” de nos classes se sont rendus au refuge pour animaux de Yedikule.

Toute l’école a participé à la campagne de récolte de nourriture lancée par les membres du club. Nos élèves ont ensuite envoyé les provisions ainsi récoltées à nos charmants compagnons sur pattes. Le refuge accueille plus de 3000 animaux parmi lesquels certains ont étés abandonnés, d’autres sont blessés ou handicapés. Nos élèves n’ont bien sûr pas pu les voir tous, mais ont pris le temps de s’attarder sur nombre d’entre eux pour les caresser et jouer avec eux. Une de nos élèves, Damla, a fait un reportage avec Madame Arzu, responsable du refuge. Quelques élèves se sont portés volontaires pour venir travailler bénévolement au refuge et ont profité de la rencontre pour établir un planning de travail.

Nos élèves Ezgi, Nil, Ada et Burcu se sont chacune engagées à prendre soin d’un des chiens du refuge.

Nos élèves ont réalisé qu’adopter un animal est une vraie responsabilité, qu’ils demandent un soin et une attention particulière, qu’ils recherchent l’affection et souffrent lorsqu’ils sont abandonnés. Cette visite aura davantage sensibilisé nos élèves à la cause animale.

 


(07.02.2018)

Sevimli dostlarımızı unutmadık bu gün mama ve ihtiyaç kampanyasını başlatıyoruz.

 

Nous n’avons pas oublié nos chers amis, nous commençons aujourd’hui une campagne pour leurs besoins.


(11.01.2018)

                                  Enerji Tasarrufu Günü


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ocak ayının 2. Haftası Enerji Tasarrufu haftası olarak kabul edilmiştir. 11 Ocak da tasarruf günü olarak kabul edilmiştir.Enerji Tasarrufu haftasının asıl amacı Türkiyenin karbon ayak izini mümkün olduğunca düşürmektir.Bir kişinin karbon  ayak izi, o kişinin yaptığı faaliyetlerle, kullandığı elektrik ve doğal gaz ile çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. O nedenledir ki bir kişinin, ülkenin veya grubun karbon ayak izini olabildiğince düşürmesi çevre için oldukça önemlidir.

Bizler de Saint-Michel Çevre Kulübü öğrencileri olarak,değerli hocamızın yönlendirmesi  ile bugüne kadar okulumuzun karbon ayak izini düşürmek için pek çok çalışmada bulunduk.
Karbon ayak izimizi azaltmak ve çevremizi korumak amaçlı atölyelerimizde yürüttüğümüz çalışmalar ile hazır ambalajlı gıdaların kullanımını azaltıp ev yapımı doğal ürünlerin kullanımına yöneldik.Yıl buyunca permakültür ve kompost çalışmalarına önem göstererek hiçbir bitkisel veya hayvansal atığı çöpe atmadık ve onları gübre olarak değerlendirdik.

Bugünün  11 Ocak olması sebebiyle, okulumuzun da desteğini alarak bir güzel işe daha hizmet etmek istiyoruz. Karbon ayak izini düşürmenin en önemli yöntemi “Elektrik kullanmak yerine mümkün olduğu sürece güneş ışınlarını kullanmak”tır. Okulumuzun 1 aylık kullandığı elektrik üzerinden hesapladığımızda okulumuz bünyesindeki 579 kişinin 40 dakikalık karbon ayak izi 0,004 ppm dir.

Bu değeri düşürmek için,11 Ocak 2018  perşembe günü 7. Saatte okulumuzun tümünde 40 dakikalık bir tasarruf hareketi gerçekleştirilmiştir. Bu tasarruf hareketi hem bizim için,  hem de dünyamız için çok büyük önem oluşturmaktadır.

Une journée pour l’économie d’énergie

Le Ministère de l’Energie et des Ressources naturelles a fait (VOC) de la deuxième semaine de janvier la semaine de l’économie d’énergie et du 11 janvier, sa journée phare. L’objectif principal d’une telle semaine est de réduire au maximum l’empreinte carbone de la Turquie. L’empreinte carbone mesure l’impact sur l’environnement de la consommation d’électricité et de gaz d’une personne dans ses différentes activités. Il est donc important que chaque personne, communauté ou pays fasse en sorte de diminuer au maximum son empreinte carbone pour protéger l’environnement.   

En tant que membres du club Environnement de Saint-Michel, nous avons saisi cette occasion pour mettre en place, sous la direction de notre professeure, des méthodes de fonctionnement (SENS) afin de diminuer l’empreinte carbone de notre école.

Nous avons multiplié les ateliers destinés à limiter notre empreinte carbone et à protéger l’environnement comme l’atelier de fabrication de produits de consommation courante faits maison afin de limiter l’achat de produits emballés. Tout au long de l’année, nous avons poursuivi nos plantations en permaculture et nous avons fait du compost à partir des déchets organiques et végétaux afin d’en faire du terreau et de ne rien perdre.

En cette journée du 11 janvier, nous souhaitons ajouter une nouvelle pierre à l’édifice avec le soutien de notre école (SENS). L’une des meilleures solutions pour limiter l’aggravation de l’empreinte carbone est de limiter l’usage de l’électricité en intérieur et d’utiliser au maximum la lumière du jour. D’après les calculs de consommation d’électricité que nous avons faits sur un mois, les 579 personnes qui fréquentent notre établissement génèrent 0.004ppm en 40 minutes (VERIF).   

Toute notre école s’est mobilisée le jeudi 11 janvier 2018 afin d’économiser 40 minutes d’électricité sur 7 heures (SENS). L’économie d’énergie ainsi réalisée sera salvatrice pour nous et pour notre planète.  


 (20.12.2017)

                         Slow Food Konferansı

Slow Food Fikir Sahibi Damaklar üyesi ve Gastronomi mezunu velimiz Yeşim Baykut okulumuzun Hazırlık öğrencilerine konferans verdi. Ayrıca Çevre Kulübü öğrencileri ile slow food ve permakültür sohbeti gerçekleştirdi.

Konferansta öğrencileri,slow food hakkında bilgilendirdi. Öğrencilerin soruları üzerine slow food‘ un nerede başladığını ve neyi amaçladığını anlattı. İlk olarak İtalya’da 1986’da Carlo Petrini tarafından hızlı!ayaküstü yemek alışkanlığına ( fast food ) karşı alternatif olarak başlatılmıştır. Amacı geleneksel, yerel yemek ve yeme biçimlerini, yerel ekosistemlerin özelliklerini korumaya teşvik etmektir.

Yeşim hanım, öğrencilere kahvaltının önemini, geleneksel kahvaltı ve yemek alışkanlıklarını tercih etmelerinin sağlıkları, gelişimleri açısından büyük önem taşıdığını anlattı. Günümüzde doğal gıdaya ulaşmanın daha kolay olduğunu ayrıca semt pazarlarından alışveriş yapmanın üreticiye ulaşmayı sağlayacağını dolayısıyla alınan ürünün yetişme koşullarının da öğrenileceğini vurgulamıştır. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmenin önemini, probiyotik gıdaların evde ucuz ve sağlıklı yapılabileceğini belirtti. “Hangi öğrencilerin evde yapılan yoğurt tükettiği” sorusu üzerine salonda bulunan öğrencilerin yarısına yakını el kaldırarak yoğurdun evlerinde yapıldığını ifade etmişlerdir. Öğrenciler doğal tohum ile hibrit tohum farkını dikkatle dinlemiş, sadece bir defa ürün veren hibrit tohumun çiftçiler tarafından kullanılmasına şaşırmışlardır.

Okulumuzun Çevre Kulübü öğrencileri de Yeşim hanımla yaptıkları sohbette, permakültür çalışmaları kapsamında doğal ürünler yaptıklarını ve tohum bankası oluşturmaya başladıklarını dolayısıyla yerel ve gelenekse gıdaları tanımaya ve tanıtmaya başladıkların paylaşmışlardır.

Bu konferans öğrencilere, insan sağlığı ile beslenme ilişkisinin önemini, beslenme alışkanlıklarını sorgulamalarını ve beslenmelerinde yeni bakış açıları oluşturmalarını sağlayacaktır.

 

                            Conférence Slow Food

Yeşim Baykut, parente d’élève, diplômée d’école de Gastronomie et membre de l’association Slow Food / Fikir Sahibi Damaklar, est venue faire une conférence à l’école pour nos élèves de classe préparatoire. Elle a également rencontré les élèves du Club environnement pour discuter de permaculture et de Slow Food.

Pendant la conférence, elle est revenue sur le concept de Slow Food et a répondu aux questions des élèves, revenant sur l’origine de l’idée. Tout a commencé en 1986 en Italie avec Carlo Petrini, en réaction aux mauvaises habitudes alimentaires du fast-food. L’objectif est de conserver les modes d’alimentation locaux et traditionnels et de protéger les écosystèmes environnants.  

Mme Baykut a expliqué aux élèves l’importance du petit-déjeuner et la qualité des menus traditionnels pour leur santé, pour leur croissance et leur développement. « Il est plus facile de nos jours de trouver des produits naturels de qualité. La vente directe du producteur au consommateur sur les marchés de quartier permet de se renseigner sur les conditions dans lesquelles sont produits les fruits et les légumes des étalages. » a-t-elle souligné. Elle a rappelé qu’il est préférable de consommer des produits de saison et qu’il est peu coûteux de fabriquer ses propres plats probiotiques à la maison pour un résultat de qualité (yaourt, kefir).

« Combien d’entre vous font leur propre yaourt à la maison ? » a-t-elle lancé. Près de la moitié des élèves ont alors levé la main. Ils/elles ont écouté avec attention les explications concernant la différence entre les semences naturelles et les semences hybrides et ont été surpris d’apprendre que les hybrides n’étaient pas réutilisables par les agriculteurs.

Les élèves du Club environnement ont à leur tour parlé de leurs activités en permaculture à Mme Baykut. Ils/elles ont expliqué participer à la connaissance et la diffusion des produits traditionnels et locaux grâce à leur culture biologique et leur banque de graines.

Cette conférence a sensibilisé les élèves sur les liens entre la santé et les modes d’alimentation et les a poussés à s’interroger sur leurs propres habitudes de consommation.  

 

 


(13.12.2017)

Doğal Sıvı Sabun Atölyesi

Permakültür (Sürdürülebilir Yaşam) projesi kapsamında öğrencilere sağlıklı, temiz, ucuz, gıdalar, ürünler yapma ve kullanma alışkanlığı kazandırarak, doğal çevreyi korumaya katkıda bulunmak amacıyla 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında da Saint Michel, Notre Dame de Sion Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam Kulüpleri atölye çalışmalarına devam etmektedir.

İlk atölyemiz olan doğal sıvı sabun, Notre Dame de Sion okulunda, öğrenciler, kulüp öğretmenleri ve permakültür çalışmalarının okulda yapılmasında öncülük eden Ferdağ Sezer eşliğinde yapılmıştır.

Kişisel temizlikte kullandığımız ürünlerin çoğunda kimyasal maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler gerek insan sağlığında gerekse doğal çevrede zamanla hasarlar yaratmaktadır,

Bu etkinlik ile öncelikle, öğrencilere doğal ürünlerin insanlar açısından önemi ve sürdürülebilir doğal çevreye olumlu katkıları anlatıldı. Uzun, sağlıklı bir yaşam için doğal gıda kullanımı gibi doğal temizlik ürünlerinin önemi vurgulandı.

Daha sonra doğal sıvı sabun yapım aşamaları uygulamalı olarak anlatıldı. Öğrenciler gruplar halinde büyük bir ilgi ve heyecanla yanlarına getirdikleri doğal malzemeleri kullanarak ürünlerini gerçekleştirmişlerdir.

Öğrenciler, doğal sıvı sabunda; zeytinyağı sabunu, bal, gül ve lavanta yağı, bitkisel gliserin ve sıcak su kullanmışlardır. Bu malzemelerin hiç biri insana ve doğaya zarar vermemektedir.

Bu atölye çalışması ile öğrenciler, temizlik ürünlerinin insan sağlığı açısından önemini, doğal malzemeyle temizlik ürünü hazırlamanın mümkün olabildiğini kavramışlardır. Ayrıca bu ürünleri kullanarak çevrenin korunmasına katkıda bulunacaklarının farkına varmışlardır.

Atelier de fabrication de savon liquide naturel

Les  ateliers des clubs environnement des lycées Saint-Michel et Notre-Dame de Sion se poursuivent tout au long de l’année scolaire 2017-2018. Dans le cadre du projet de permaculture (mode de vie durable), nous tentons d’inculquer des réflexes de consommation durable à nos élèves et de leur montrer comment fabriquer des produits de consommation bon marché, sains et sans pesticides afin de participer à notre échelle à la protection de l’environnement.

Notre premier atelier de fabrication de savon liquide naturel s’est déroulé à Notre-Dame de Sion avec les élèves et les professeures des clubs environnement sous la houlette de Ferdağ Sezer.

Les produits d’hygiène et d’entretien courants contiennent bien souvent des produits chimiques nuisibles pour la santé et pour l’environnement. Nous avons commencé l’activité par expliquer aux élèves l’importance pour la santé et pour la protection de l’environnement d’utiliser des produits d’hygiène naturels qui sont, au même titre que la nourriture biologique, des garanties de longévité et de vie saine.

L’activité s’est ensuite poursuivie par l’atelier de fabrication de savon. Une fois les différentes étapes présentées, les élèves se sont joyeusement lancé(e)s, par groupe, dans la préparation avec les produits naturels apportés. Ils/elles n’ont utilisé que des produits respectueux pour la santé et l’environnement : eau chaude, glycérine, huile de rose et de lavande, miel et du savon à l’huile d’olive.

Grâce à cet atelier, les élèves ont compris l’importance d’utiliser des produits d’hygiène sans substance chimique. Ils/elles ont constaté qu’il était possible de fabriquer des produits d’hygiène avec des produits naturels et que cela participait à la protection de l’environnement.

 


(08.02.2017 – Çarşamba)

Saint Michel bahçesinde permakültür çalışmaları kapsamında Kompost yapımına devam ediyoruz.

Bahçemizde erken sebze ekimi çalışmaları yapıldı. Kardeşi bitki uygulaması ile bakla, soğan ve ıspanak ekimi yapıldı.

Nous avons réalisé les premiers semis de légumes dans le jardin de l’école avec des féves, des oignons et des épniards en appliquant le principe des plantes compagnes.

 


(22.02.2017 – Çarşamba)

Bu yıl permakültür bahçemizde, tarımın yanı sıra doğal tavuk yetiştiriciliğine başladık. Tavukların bakımı sırasında öğrenciler, ekosistemin işleyişini yakından izlemektedir.

Cette année, en plus de notre travail en permaculture dans le potager du lycée, nous nous sommes lancés dans l’élevage de poules ! L’entretien du poulailler permet ainsi à nos élèves de suivre de près le fonctionnement d’un écosystème.

Çevre kulübünde yer alan hazırlık öğrencileri, bu yıl gerçekleştirilen tavşan bakımını üstlenmişlerdir. Bu çalışmalar öğrencilerin, sorumluluk bilincini geliştirecektir.

Les élèves de classe préparatoire du club Environnement se sont lancés dans l’élevage de lapins, activité qui contribuera à développer leur sens des responsabilités.


(01.03.2017 – Çarşamba)

Sirke Atölyesi

Permakültür (sürdürülebilir yaşam)projesi kapsamında, sağlıklı,temiz gıda tüketme ve kendi gıdalarını yapma alışkanlığı kazandırmak amacıyla öğrencilerle yıl içinde bir kaç atölye çalışması yapılması uygun görülmüştür. Bunlardan ilki turşu,ikincisi yoğurt atölyesi olarak gerçekleştirilmiştir.

Üçüncü atölyemiz sirke, Notre Dame De Sion Okulunda ortak çalışma olarak gerçekleştirildi.Bu çalışma, Robert kolej emekli Coğrafya öğretmeni ve permakültür çalışmalarının okullarda yapılmasında öncelik eden Ferdağ Sezer liderliğinde yapılmıştır.

Sirke; şekerli ve nişastalı çözeltilerin mayalanmasıyla meydana gelen,asetik asit içeren sulu çözeltidir. Sirkeleşme, sirke bakterisi denen bir mikroorganizmanın yaptığı bir mayalanmadır. Bir çok türü olan sirke daha çok üzüm ve elmadan yapılmaktadır. Günlük yaşamda hemen her alanda  kullandığımız sirke sağlığımız için oldukça faydalıdır.

Öğrencilerle elma sirkesini, yapım aşamasını uygulayarak gerçekleştirdik.

Bu atölye çalışması ile öğrenciler,evlerinde takibini yapacakları,aileleri ile paylaşacakları,salatalarında tüketecekleri temiz bir gıda elde etmenin mutluluğunu yaşamışlardır.

 

L’atelier de fabrication de vinaigre

Dans la cadre du projet de permaculture (mode de vie respectueux de l’environnement), nous avons trouvé opportun d’organiser des ateliers avec les élèves au cours de l’année scolaire afin de leur faire acquérir de bonnes habitudes alimentaires et de leur apprendre comment fabriquer certains propres produits de consommation courante. Les premiers ateliers ont permis de leur montrer la fabrication du turşu ainsi que celle du yaourt.

Le troisième atelier, celui de fabrication de vinaigre, a eu lieu avec le lycée Notre Dame De Sion. L’activité s’est déroulé sous la supervision de Ferdağ Sezer, professeur de géographie retraité de Robert College et très actif dans la promotion de la permaculture dans les écoles.

Le vinaigre est une solution liquide contenant de l’acide acétique qui se forme à partir d’une fermentation de solutions sucrées et féculents. La processus de fermentation du vinaigre se fait à partir de l’action d’un micro-organisme appelé “ la bactérie du vinaigre”. De nombreux vinaigres sont faits à partir de la pomme ou du raisin. Le vinaigre est bon pour la santé et utile dans presque tous les domaines de la vie quotidienne.

Nous avons montré les différentes étapes de la fabrication du vinaigre de pomme à nos élèves.  

Ils ont ainsi eu, grâce à cet atelier, la satisfaction de fabriquer un produit de consommation courante qu’ils pourront continuer chez eux, qu’ils pourront utiliser pour leurs salades, partager avec leurs familles.

 


(22.03.2017 – Çarşamba)

Saint Michel permakültür bahçemizde bahar çalışmalarına başlanmıştır. Kış sebzelerinin arasında büyüyen yabani otlar ayıklanarak sebzelerin daha iyi beslenmesi sağlanmaktadır.

Toprak zenginleştirildi. Viyollere tohum ekimi yapıldı. Tavuklarımız bahar hazırlığı yapan öğrencileri şaşkınlıkla izlemektedir. Öğrenciler bu çalışmaları yaparken doğal sistemin işleyişini gözlemlemiş ve birlikte üretim yapmanın mutluluğunu yaşamışlardır.

Nous avons demarré les travaux de printemps dans notre jardin en permaculture de St Michel. Les mauvaises herbes qui ont poussé entre les légumes d’hiver ont été arrachées et laissées sur place pour enrichir la terre. Nous avons effectué des semis dans des godets individuels. Nos poules observait avec étonnement nos élèves s’activer. Ces derniers ont pu comprendre le fonctionnement d’un écosystème et ont eu la joie de travailler et produire ensemble.

Kışın soğuk ve yağmurlu bir günde okulumuzun önünde yaralı bir şekilde bulunup sahiplendiğimiz küçük kedimiz sevgi ile büyüyor ve etrafına mutluluk veriyor.

Nous avons trouvé un chaton blessé devant notre école cet hiver, un jour de pluie et de grand froid. Nous l’avons recueilli et apprivoisé. Il grandit désormais dans nos murs, choyé, et nous apporte du bonheur au quotidien.


(29.03.2017 – Çarşamba)

Bahçemizde,çuvalda ve samanda patates ekimi gerçekleştirildi.

Çuvalda patates; önce boş çuvalları katlayarak derinliği azaltılır, içine doğal gübreli toprak koyulur.Sonra üstüne dört parçaya bölünmüş patatesler koyulur. Üstü toprakla kapatılır.

Samanda patates; bahçenin bir bölümüne

patates ekimi için gevşek toprak hazırlanır. Patatesler küçük dilimlere bölünerek toprağa atılır, sonra patateslerin üstü toprakla kapatılır. En üstü samanla örtülür..

Öğrenciler bu işleri yaparken büyük keyif almışlardır. Heyecanla patateslerin filizlenmesini ve büyümesini bekleyeceklerdir.

Nous avons planté des pommes de terre avec des sacs de toile et de la paille dans notre potager.

Pommes de terre en sac : plier les sacs de toile pour en limiter la profondeur et les remplir de terreau naturel. Placer quatre morceaux de pommes de terre coupée par-dessus. Recouvrir avec de la terre.

Pommes de terre sous la paille : préparer une terre malléable pour la plantation dans un coin du jardin. Couper les pommes de terre en rondelles et les déposer sur la terre, puis recouvrir de terre. Recouvrir ensuite avec de la paille.

Nos élèves se sont complètement pris au jeu pendant l’atelier. Ils attendent avec impatience la pousse des pommes de terre.


(12.04.2017 – Çarşamba)

Peynir ve Kefir Atölyesi

Bu yıl ki dördüncü atölyemiz olan peynir ve kefir yapımı, permakültür bahçemizde ortak çalışmalar yaptığımız Notre Dame De Sion permakültür/çevre kulübüyle birlikte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmamızda da Ferdağ Sezer eşlik etmiştir, öğrencilere önce peynirin,kefirin faydalarını ve yapım aşamalarını anlatmıştır. Bu sırada öğrenciler,küçük bir bahar pikniği gerçekleştirmişlerdir.

Peynir; Sütün kaynatılarak,yoğurt veya sike ile kestirilmesi ile oluşur.Yoğurt veya sirke katıldıktan 8-10 dakika içinde sütün yeşilimsi suyu görülür ve çökelekler ortaya çıkar.

Suyu bütünü ile ortaya çıkınca süzülür ve bez torbaya koyulur. Bez torba iyice sıkılarak suyu tamamen çıktıktan sonra üzerine bir ağırlık koyulur ve bir gün bekletilir. Bir gün sonra dilimlenerek tuzlu suda muhafaza edilir.Peynir A.C.D.E K ve B6,B12 içermektedir. Özellikle fosfor,sodyum,kalsiyum ve potasyum açısından çok zengindir.

Öğrenciler sütün kaynamasını heyecanla beklemişlerdir.Taşmasını engellemek için nöbetleşe karıştırmışlardır. Çökelmesini merakla izlemişlerdir.

Kefir; Oda sıcaklığında süt kefir adı verilen mayayı kullanarak karanlık ortamda 12 saat  bekletilir. Daha sonra  süzülür,çoğalan maya bir sonraki yapımında kullanılır veya buzdolabında uzun süre bekletilebilir. Ayran kıvamındaki kefir,günde bir bardak şeklinde tüketilebilir. Kefir yapımında cam kavanoz,tahta kaşık ve plastik süzgeç tercih edilmelidir.

Sindirime yardımcı olan bakteriler bakımından zengin olan kefir bağışıklık sistemini güçlendirir, B12,B1, biotin ve K vitaminleri içerir.

Öğrenciler, Ferdağ hocadan kefir mayası almışlardır. Yapımını aileleri ile denemek istediklerini söylemişlerdir.

Bu atölye çalışması ile öğrenciler, sofralarında bir çok çeşidini tükettikleri peynirin ve az tanıdıkları kefiri öğrenmekten büyük mutluluk ve gururunu  yaşamışlardır.

Atelier de fromage et de kefir

     Notre quatrième atelier a porté sur la production de fromage et de kefir . Il s’est déroulé dans notre jardin de permaculture en partenariat avec le club de permaculture/environnement du lycée Notre Dame De Sion. Ferdağ Sezer a animé l’atelier tandis que les élèves faisaient leur premier pique-nique du printemps. Il leur a expliqué les bienfaits de la consommation de fromage et de kefir ainsi que les différentes étapes de leur production.

        Le fromage se fait en ajoutant du yaourt ou du vinaigre à du lait porté à ébullition. Après 8 à 10 minutes d’attente, de petits grumeaux (caillé) se forment et un liquide légèrement jaune (sérum) apparaît. Une fois le sérum dégagé, le mélange est filtré puis mis dans un tissu afin que le caillé soit tout à fait égoutté. Il faut bien serrer le sac en tissu pour évacuer tout le sérum, puis disposer un poids dessus et le laisser reposer une journée. Il faut ensuite le couper en morceaux et le plonger dans de l’eau salée afin que le fromage soit conservé. Le fromage contient des vitamines A, C, D, E, K ainsi que des vitamines B6 et B12. Il est tout particulièrement riche en phosphore, sodium, calcium et en potassium.

        Les élèves ont fait bouillir le lait et ils ont remué le mélange chacun à leur tour pour éviter que le mélange ne déborde, puis ont observé la formation du caillé avec attention.

        Le kefir se fait en ajoutant une levure elle-même appelée « kefir » à du lait à température ambiante. Le mélange doit ensuite être conservé dans une salle obscure pendant 12 heures avant d’être filtré. Le surplus de levure est récupérée pour une prochaine production de kefir et peut être conservé longtemps au frigo. Le kefir à la consistance de l’ayran et peut être consommé à raison d’un verre par jour. Pour faire du kefir, il est préférable d’utiliser des pots en verre, une cuillère en bois et un égouttoir en plastique. Le kefir est riche en bactéries qui aident à la digestion et renforcent le système immunitaire. Il contient des vitamines B12, B1 et K.

C’est Ferdağ Sezer lui-même qui a fourni la levure de kefir aux élèves. Ces derniers, ravis, se sont tous promis d’en faire également avec leur famille.

        Grâce à cet atelier, les élèves ont eu le plaisir et la fierté d’apprendre à faire du fromage, qu’ils consommaient déjà sous différentes formes, ainsi que le kefir qu’il connaissaient mal.


(26.04.2017 – Çarşamba)

Mülteci çocuklar için düzenlenen festivalde çocuklarla permakültür bahçemizde fideler diktik.

Dans le cadre du festival organisè pour les enfants rèfugiés(Syrieus), les enfants out reussi a planter des cerbres.

 


(10.05.2017 – Çarşamba)

” Fidandan Sofraya Zeytin”

Permakültür ortak projesi kapsamında, Aralık 2017 de Notre Dame de Sion Sürdürülebilir yaşam/Çevre kulübü,Saint Michel Sürdürülebilir yaşam/Çevre kulübü birlikte Ayvalık’ta zeytin hasadı gerçekleştirmişlerdir. Öğrenciler, topladıkları zeytinlerin işlendiği modern ve geleneksel fabrikaları gezip üretime katılmışlardır. Ayrıca zeytinin tarihçesini öğrenmek üzere müzeleri de gezmişlerdir. Bütün bu çalışmalar, Fotoğraf sanatçıları Alberto Modiano ve Haşmet Demirbil tarafından belgelenmiştir.

6 Mayıs 2017 de  “Fidandan Sofraya Zeytin”adı altında ortak çalışmaların fotoğraf sergisi Notre Dame de Sion Fransız lisesi Sergi salonunda  açılışı yapılmıştır.

Kulüp öğrencileri, kulüp saatinde sergiyi gezmişlerdir.

Öğrenciler büyük sevinç ve heyecanla fotoğrafları inceleyerek, o günü yeniden yaşamışlardır.

 “Du bourgeon à  la table”

Les clubs environnement de Notre Dame de Sion et de Saint-Michel se sont rendus à Ayvalık pour la récolte des olives en décembre 2016 dans le cadre du projet de permaculture commun à nos établissements. Les élèves ont participé à la transformation des olives dans les usines avec des méthodes traditionnelles mais aussi des méthodes plus modernes. Ils/elles ont également pu découvrir l’historique de la traite de l’olive grâce à une visite des musées d’Ayvalık. Les photographes Alberto Modiano et Haşmet Demirbil étaient avec nous et les photographies qu’ils ont prises pendant le séjour font l’objet d’une exposition intitulée “Du bourgeon à la table”, présentée à Notre Dame de Sion depuis le 6 mai 2017. Les élèves du club ont eu le plaisir de visiter cette exposition et de revivre ainsi ces moments précieux.


(2-4 Haziran 2017)

Bolu’da Permakültür bahçesinde

Saint Michel Lisesi Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam Kulübü ve Notre Dame de Sion Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri, rehber öğretmenleri eşliğinde 2-4 Haziran da Bolu-Seben Alpagut köyünde yer alan Permakültür bahçesinde sebze ekimi gerçekleştirmişlerdir. Köy muhtarı Mehmet bey ve yardımcılarının ev sahipliğinde ve öncülüğünde çalışmalar sürdürülmüştür. Damlama sistemi kurulmuş, sulama gerçekleştirilmiştir.

Ekim öncesi öğrenciler çalışma alanının yakınındaki boş araziyi yine muhtarlıkta görevli Ramazan beyin yardımı ile ağaçlandırmışlardır. Her iki okul öğrencileri işbirliği ile diktikleri 70 çam fidesini, aralarında yarışma yaparak sulama işlemini eğlenceli hale getirmişlerdir. Yemeklerimizi, çalışma alanında öğrencilerin de katkıda bulundukları yiyeceklerle gerçekleştirdik.

Bu ortak çalışmalarla, öğrenciler birlikte üretmenin mutluluğunu yaşamışlardır. Ayrıca toprak, su, bitki etkileşimini gözlemiş, doğa içindeki uyumu hayranlıkla izlemişlerdir.

Bolu-İstanbul güzergahı üzerinde UNESCO “Dünya Kültür Mirası”listesine dahil edilerek koruma altına alınan Sakarya’ya bağlı Taraklı ilçesi ziyaret edilmiştir. Taraklı, Yaşamın kolay olduğu kentler uluslararası ağı’na 2011 de dahil olmuş “Sakin Şehir” ünvanını almıştır. Cittaslow Taraklı.

 

                                  Permaculture à Bolu

Du 2 au 4 juin, les élèves des clubs environnement de Saint-Michel et Notre-Dame-de-Sion se sont rendus dans le village de Alpagut (Seben – Bolu) en compagnie de leurs professeurs pour faire une plantation de légumes en permaculture. L’activité s’est déroulée sous la supervision du muhtar de village, Monsieur Mehmeh, et de ses collaborateurs.  L’équipe a également mis en place un système d’arrosage et de goute-à-goute dans le jardin. Les élèves avaient déjà effectué des plantations d’arbres à l’automne sur un terrain vide aux abords du jardin avec l’aide de Monsieur Ramazan, employé du muhtarlık. L’équipe a pu planter 70 plans de pins et l’étape d’arrosage s’est transformée en jeu d’adresse entre les élèves… Nous avons mangé des plats cuisinés avec les légumes que les élèves avaient plantés en automne.

Les élèves ont réussi la phase de production grâce à ce travail collectif. Ils ont pu observer avec admiration une nature harmonieuse au travers des interactions de l’eau, des plantes et de la terre. Sur la route du retour, nous nous sommes arrêtés à Taraklı, arrondissement relié à Sakarya, inscrit au patrimoine mondial de l’UNESCO. La ville a obtenu le titre de “Ville tranquille” en 2011 grâce à sa qualité de vie.

Les élèves ont observé avec intérêt les spécificités géographiques de la région (terrains forestiers, vallée étroite, hautes montagnes, collines aux alentours, région située au-dessous du niveau de la mer…).

Cette activité a aussi contribué à diminuer l’empreinte carbone des nos élèves.


(25.08.2017 Cuma)

 

           Amerika ‘daki permakültür projemiz

Saint Michel Lisesi Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri Derin ve Selin ile Notre Dame de Sion Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri Serra ve Berkin  öğretmenleri eşliğinde Caretakers of the Environment konferansına katılmışlardır.

Caretakers 1986 yılından beri her yıl farklı konularda ve farklı ülkelerde gerceklestirilmektedir.  22 ülkenin delege bulundurduğu Caretakers bu yıl 31.ci konferansını Amerika’nın Oregon eyaletinde, Western Oregon State Üniversitesinde gerçekleştirmektedir.

Konferansın bu yılki konusu “Following Nature’s Desing” olarak belirlenmiştir. Konferans sunumları “Food Systems” ve “Desing  for Environment” olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. 18 ülkeden öğrenci ve öğretmenlerin katıldığı bu konferansta, öğrencilerimiz hazırladıkları “The Adventure of Olive” projesini Food Systems bölümünde iki ayrı oturumda sunmuşlardır.

Akdeniz ikliminin tanıtıcı ürünü olan zeytinin üretim aşamalarını, endüstride ve yaşamın her alanında kullanımını içeren proje büyük ilgi toplamıştır. Katılımcılar ayrıca Food Market gecesinde zeytini ve ülkemize özgü bir kaç ürünü tatma fırsatı bulmuşlardır. Hazırlanan kitap ayracı ve katalog çok dikkat çekmiştir.

Öğrenciler, bir çok sunum ve workshopa katılmışlardı. Milli parklara yapılan geziler, öğrencilerin Ekosistemin işleyişini yakından görmesini sağlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının işleyişini ve çevreyi korumadaki önemini de yerinde görerek, çevre duyarlılığında yeni bakış açıları edilmişlerdir.

Çevre Kulübü öğrencileri iki yıldır Caretakers konferanslarına katılarak diğer ülkelerden gelen arkadaşları ile birlikte GENÇ Çevre Liderliğini üstlenmektedirler.

 

          Notre projet permaculture aux USA

Derin et Selin, élèves et membres du club environnement du lycée Saint Michel, et Serra et Berkin, élèves et membres du club environnement du lycée Notre-Dame de Sion, ont participé à la conférence Caretakers of the Environment en compagnie de leur professeur(e)s.

Cette conférence se tient chaque année depuis 1986 sur un thème différent dans un nouveau pays. Des délégué(e)s de 22 pays se sont retrouvé(e)s cette année pour la 31ème édition de Caretakers qui s’est déroulée aux Etats-Unis dans l’Etat de l’Oregon, à l’Université d’Etat Western Oregon.

La conférence de cette année avait pour thème “Following Nature’s Design” et les présentations ont été divisées en deux sous-thématiques : “Food Systems” et “Design  for Environment”. Nos élèves ont présenté le projet “The Adventure of Olive” au cours de deux sessions de la programmation “Food Systems” à des élèves et des professeur(e)s issu(e)s de 18 pays différents.

Le projet sur l’olive, produit emblématique de la région méditerranéenne, a beaucoup intéressé (présentation des étapes de la production, de son industrie, des usages dans tous les domaines de la vie quotidienne…). Les participant(e)s ont eu l’occasion de goûter des olives et autres produits de notre pays lors de la soirée du Food Market. Les marque-pages et le catalogue préparés ont eu beaucoup de succès.

Nos élèves ont participé à divers ateliers et présentations. Ils/elles ont pu mieux comprendre le fonctionnement des écosystèmes grâce aux promenades organisées dans les parcs nationaux. Ils/elles ont été d’autant plus sensibilisé(e)s aux questions environnementales qu’ils/elles ont pu constater in situ l’importance de la protection de l’environnement et saisir le fonctionnement des énergies renouvelables.

Depuis deux ans, grâce à leur participation à Caretakers, nos élèves du club environnement et leurs ami(e)s de tous les autres pays assurent le leadership jeunesse en matière de protection de l’environnement.

 


(06-07-08 Ekim 2017)

Bolu’da Permakültür Bahçesinde Hasat

Saint Michel Lisesi ve Notre Dame de Sion Lisesi Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam Kulüpleri rehber öğretmenleri eşliğinde permakültür çalışmaları kapsamında,Bolu, Seben Alpagut köyünde hasat çalışmalarını gerçekleştirdiler.

Öğrenciler,ilkbaharda ektikleri ürünleri (domates,biber, nane, soğan, sarımsak, mısır, fasulye) topladılar. Bu ürünleri yemeklik, turşuluk ve tohumluk olarak ayırdılar. Daha sonra tohum atölyesinde,küçük domates tohumlarını ayıklama yöntemlerini öğrendiler. Toprağı havalandırarak malç ile örtüler ve kışa hazır hale getirdiler. Domates yapraklarından doğal bitki ilacı yaptılar.Tüm çalışmaları tamamladıktan sonra Seben’in lezzetli elmalarını ağacında toplamanın keyfini yaşadılar. Ayrıca köy panayırını dolaşarak köyün yerli ürünlerinden evlerine götürmek üzere satın aldılar.

Çalışmalara katılan öğrencilerimizden Selin, duygularını şöyle aktardı; Permakültür çalışmaları için benim köye ikinci gelişim,burayı seviyorum. Arkadaşlarımla ve köy halkı ile çalışmak,dayanışmak, kaynaşmak ve özellikle birlikte hazırladığımız yemeği aynı masada yemek beni mutlu ediyor. Yemekten sonra sokak hayvanlarını doyurmak onları sevmek yorgunluğumu alıyor.

Permakültür çalışmalarını okulumuzun dışında da gerçekleştirmek bir çok insana tanıtmak bizleri motive ediyor.Köyde yaptığımız çalışmalar sırasında kendimi doğayla bütünleşmiş hissediyorum.

 

Récolte dans le jardin en permaculture de Bolu

Les élèves des clubs environnement de Saint-Michel et de Notre-Dame-de-Sion se sont rendu(e)s dans le village d’Alpagut (Seben, Bolu), pour faire des récoltes en compagnie de leurs professeures.   

Les élèves ont ramassé les légumes plantés au printemps (tomates, poivrons, menthe, oignon, ail, maïs, haricots) et les ont ensuite triés selon leur usage (consommation immédiate, turşu, graines). Ils/elles ont ensuite appris à isoler les graines des petites tomates au cours d’un atelier. Après avoir aérer la terre, ils/elles ont étendu un voile d’hivernage en guise de préparatif avant les grands froids. Ils/elles ont préparé des remèdes naturels à base de feuilles de tomates et une fois terminé, ils/elles ont eu le plaisir de récolter les délicieuses pommes de Seben. Ils/elles ont également eu l’occasion d’acheter des produits locaux lors de la fête de village.

Selin, l’une de nos élèves, témoigne : “C’est la deuxième fois que je viens au village pour les activités de permaculture. J’aime ce village. Je suis très heureuse de faire des activités avec mes ami(e)s et avec les gens du village, et surtout de cuisiner et manger tous ensemble. Nourrir les animaux de rue après le repas me fait oublier toute ma fatigue. Faire des activités en permaculture et rencontrer de nouvelles personnes nous motivent beaucoup. Je me sens en osmose avec la nature quand je travaille au village.”

 


(07.11.2017)

Hotaru doğal tarım bahçesinde keşifler

Saint Michel Lisesi Çevre/Sürdürülebilir Yaşam Kulübü ile  Notre Dame de Sion Çevre/ Sürdürülebilir Yaşam Kulübü öğrencileri öğretmenleri eşliğinde İstanbul Beykoz’da yer alan Hotaru (ateşböceği) Bahçesinde tarım çalışmaları gerçekleştirmişlerdir.

Öncelikle bahçenin kurucularından Satoru Nakano Japonya’da uygulanan son yıllarda büyük kabul gören doğal tarımı ve uygulama metotlarını anlattı. İnteraktif olarak açık alanda gerçekleşen bu derste, toprağın canlı olduğunu,bir gücü olduğunu hiç bir gübre kullanılmadan sadece iyi tohum kullanarak çok sağlıklı, besleyici ürünler elde edildiğini öğrenmiş olduk.Daha sonra hep birlikte uygulama alanı olan Hotaru bahçesini içindeki tanıdığımız ve yeni keşfettiğimiz ürünleri tanıya tanıya dolaştık.

Öğrencilerimiz tohumluk bırakılan ürünleri toplarken bir yandan da toplanmış ürünlerin sırıklarını sökerek hangi ürünleri nasıl geliştiğini,tohumluk ürünlerin uzun süre toprakta bekletildiğini yerinde deneyimlemişlerdir. Ayrıca doğal tarım yapan insanların aynı zamanda doğal yaşamı benimsemiş,tüm canlıların varlığını kabul eden onlara saygı gösteren ve paylaşımı ön plana alan insanlar olduklarını görmüşlerdir. Bizler için eğitici,öğretici ve keşif dolu bir gündü.

Découvertes dans le jardin naturel d’Hotaru

Les clubs environnement des lycées Saint-Michel et Notre-Dame de Sion se sont rendus, en compagnie de leurs professeures, au parc de Hotaru (luciole) pour des activités en agriculture biologique.

Satoru Nakano, un des fondateurs du parc, a présenté le type d’agriculture et les techniques les plus largement utilisées ces dernières années au Japon. Tout au long de cette activité en plein air, nous avons appris qu’il était possible d’obtenir de très bons produits sans utiliser de terreau, simplement en choisissant les bonnes graines.

Nous avons ensuite fait une visite du jardin : nous avons pu identifier un certain nombre de plantes mais nous en avons aussi découvert d’autres. Tout récupérant les pousses et en récoltant les graines, les élèves ont observé le développement des semences et combien la pousse de certaines peuvent être longues. Ils/elles ont aussi vu combien les personnes impliquées dans l’agriculture écologique adoptent un mode de vie sain, en accord avec tous les êtres vivants et mettent en avant des idéaux de partage.

C’était une belle journée très enrichissante !    


  (06.12.2017)

Tohum Bankası

Saint-Michel  Çevre ve Süedürülebilir Yaşam Kulübü tohum bankasını oluşturuyor.

 La banque des graınes

Le club d’environnement et Permaculture du Lycée Saint-Michel crée la banque des graines.